Epiküros, bana sadeleşmenin huzurunu göstermişti; Marcus Aurelius, kontrol edemediğim şeyleri bırakabilmenin önemini…
Epiktetos ise bana gerçek özgürlüğün insanın kendi zihninde başladığını düşündürdü.
Felsefe okurken, düşüncelerinden en çok etkilendiğim filozoflardan biri de Epiktetos olmuştur. Çünkü anlattıkları yalnızca teorik düşünceler değil; zor bir hayatın içinden süzülüp gelen gerçek deneyimlerdir.
Özellikle bazı olaylar karşısında neden bu kadar yıprandığımızı anlatış biçimi beni uzun süre düşündürmüştü.
Belki de bunda kendi hayat hikâyesinin büyük payı vardır.
M.S. 50–135 yılları arasında yaşamış olan Stoacı filozof Epiktetos, hayatının önemli bir bölümünü köle olarak geçirmiştir. İnsan düşününce gerçekten etkilenmeden edemiyor: Zincirler içinde yaşamış bir insanın, yüzyıllar sonra milyonlarca kişiye “özgürlük” hakkında ilham vermesi…
Üstelik onun düşünceleri yalnızca sıradan insanları değil, Roma İmparatoru Marcus Aurelius gibi tarihin en güçlü isimlerinden birini bile derinden etkilemiştir. Marcus Aurelius’un Stoacı düşünceye yaklaşımında Epiktetos’un felsefesinin önemli bir etkisi olduğu bilinir. Bir kölenin fikirlerinin bir imparatorun zihnine yön verebilmesi bile başlı başına düşündürücü değil mi?
Epiktetos’a göre “insanı mutsuz eden şey, olayların kendisi değil; o olaylara yüklediğimiz anlamlardır”.
İlk okuduğumda oldukça basit gibi gelen bu düşüncenin, aslında hayatın büyük kısmını açıkladığını zamanla fark ettim. Çünkü insanların büyük bölümü; geçmişi değiştirmeye çalışarak, başkalarının düşüncelerini fazla önemseyerek ya da kontrol edemeyeceği şeyler için kaygılanarak yoruluyor.
Epiktetos ise insanın önce şu ayrımı yapmayı öğrenmesi gerektiğini söyler:
Kontrol edebildiğimiz şeyler ve kontrol edemediklerimiz…
Başkalarının davranışları, hayatın getirdiği bazı olaylar, geçmişte yaşananlar ya da insanların hakkımızda ne düşündüğü çoğu zaman bizim kontrolümüzde değildir. Ama düşüncelerimiz, tavrımız ve verdiğimiz tepkiler bize aittir.
“Seni rahatsız eden şey olaylar değil, onlar hakkındaki düşüncelerindir.”
Epiktetos’a göre gerçek özgürlük, her istediğini elde etmek değil; kendi zihninin esiri olmamaktır.
Belki de insanın en ağır zincirleri dışarıda değil, kendi zihnindedir.